Advanced
Search
  1. Home
  2. Meme Kanserinde Belirtileri Beklemeyin, Erken Tanıyı İhmal Etmeyin!
Meme Kanserinde Belirtileri Beklemeyin, Erken Tanıyı İhmal Etmeyin!

Meme Kanserinde Belirtileri Beklemeyin, Erken Tanıyı İhmal Etmeyin!

15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam, meme kanserinin her zaman belirgin bir şikâyetle kendini göstermediğine dikkat çekiyor. Erken tanı şansını artırmak için herhangi bir belirti ortaya çıkmasını beklemeden, yaşa ve kişisel risk faktörlerine uygun tarama programlarının düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alan meme kanserinde, hastalığın erken evrede saptanması tedavi seçeneklerinin genişlemesine ve tedavi başarısının artmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak her meme kanseri vakası belirgin bir bulguyla ortaya çıkmayabiliyor. Bu nedenle meme sağlığını korumak için kişisel riskleri tanımak, uygun kontrol ve taramaları aksatmamak büyük önem taşıyor.

Belirti olmasa da ertelenmemeli

Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam, meme kanserinde erken tanının tedavi süreci açısından önemli bir avantaj sağladığını belirterek, kadınların yaşlarına ve kişisel risklerine uygun tarama programlarını takip etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Dr. Öğr. Üyesi Selam, “Meme kanserinde erken tanı, hastalığın tedavi edilebilirliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle kadınların yaşlarına ve kişisel risklerine uygun tarama programlarını takip etmeleri gerekiyor. Memede ele gelen kitle, meme başında veya ciltte meydana gelen değişiklikler ya da meme başından akıntı gibi olağandışı bir bulgu fark edildiğinde vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı” diyor.

Tarama programı kişisel riske göre belirlenmeli

Meme sağlığı kontrollerinde yaşın yanı sıra kişisel risklerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam, özellikle ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan ya da genetik risk taşıyan kişilerin, kendileri için uygun takip ve tarama programının belirlenmesi amacıyla hekimlerine başvurmalarının önemine işaret ediyor.

Bu nedenle aile öyküsünde yalnızca meme kanserinin değil, yumurtalık kanserinin de dikkate alınması, kişisel risk değerlendirmesinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Tedavi her hasta için ayrı planlanıyor

Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam, tedavi kararlarının hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verildiğini ifade ediyor.

Dr. Öğr. Üyesi Selam, “Günümüzde meme kanseri tedavisinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi gibi farklı yöntemlerden yararlanabiliyoruz. Tedavi yaklaşımı; tümörün özellikleri, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak kişiye özel belirleniyor. Bu nedenle tanıdan tedaviye kadar farklı uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirme yaptığı multidisipliner yaklaşım büyük önem taşıyor” diye konuşuyor.

Meme sağlığı bir günle sınırlı değil

15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü’nün kontrolleri gözden geçirmek için bir fırsat olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam, farkındalığın yıl boyunca sürmesi gerektiğini vurguluyor.

“15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü, meme sağlığını yeniden hatırlamak ve kontrolleri gözden geçirmek için önemli bir fırsat. Ancak meme sağlığına yönelik farkındalığın yıl boyunca devam etmesi gerekiyor. Özellikle ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan ya da genetik risk taşıyan kişilerin risk değerlendirmesi için hekimlerine başvurmaları önemli. Unutulmamalı ki erken tanı, meme kanserinde tedavi sürecini ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebiliyor” diyor.

  • Share: